İsmail DUYGULU
“Başka bir dünya mümkün” diyoruz. Neye karşı olduğumuzu uzun uzun anlatıyoruz: sömürüye, eşitsizliğe, savaşa, baskıya, doğanın talanına. Fakat itiraz ettiğimiz dünyanın yerine nasıl bir hayat kuracağımızı aynı açıklıkla konuşmuyoruz. Başka dediğimiz yer neresi?

Başka bir dünya, bizden sonraki kuşaklara bırakacağımız uzak bir gelecek değildir. Biz de o dünyada yaşamak istiyoruz. Daha az çalışıp kendimize daha çok zaman ayırmak; temiz su içmek, temiz hava solumak; barınmak, sağlık ve eğitim için hayat boyunca borçlanmamak; bilimden, sanattan ve kültürden yararlanmak istiyoruz. Teknoloji insanı daha bağımlı kılmak yerine zorunlu çalışma süresini azaltabilir.
İnsan ilişkilerinin de başka olması gerekir. Sevginin, dostluğun, aşkın ve cinselliğin piyasanın diliyle ölçülmediği; insan bedeninin ekonomik zorunluluklar nedeniyle alınıp satılabilir bir nesneye dönüşmediği bir hayatı düşünmeliyiz. Buradaki eleştiri seks işçilerine değil, insan bedenini ve cinselliği de metalaştırabilen toplumsal ve ekonomik ilişkilere yöneliktir. İnsan ticareti, zorlama ve cinsel sömürüyle mücadele edilirken seks işçilerinin hakları, güvenliği ve insan onuru da korunmalıdır.[1]
Cinsel özgürlük ise başka bir şeydir: Her insan kendi bedeni, sevgisi, cinsel yönelimi ve kimliği hakkında özgürce karar verebilmeli; yetişkinler arasındaki rızaya dayalı ilişkiler nedeniyle hiç kimse baskıya, ayrımcılığa veya şiddete uğramamalıdır.[2]
Doğayla ilişkimiz de değişmek zorunda. Bir kentin su havzasına doğru büyümesini kalkınma sayıp birkaç yıl sonra musluktaki suyu içemeyen kentliye damacanayla su satıyorsak ilerlediğimizi söylemek güçleşir. Yatağan’da enerji üretimi ile çevre ve sağlık üzerindeki bedellerin aynı hayatın içine sıkışması, Akkuyu’da ve başka nükleer tesislerde düşük olasılıklı fakat ağır sonuçlu risklerin kuşaklara yayılması aynı soruyu doğuruyor: Üretim ne zaman yaşamın kendisini tehdit etmeye başlar?[3]
Her şeyi değiştirmek ilerlemek değildir. Değiştirmek ile yok etmek aynı şey değildir. Suyu, ormanı, toprağı, biyolojik çeşitliliği, kültürel belleği, dili ve ortak yaşam alanlarını muhafaza etmek gerekir. Bir ağacın gölgesini satamıyoruz diye ağacı kesme hakkımız yoktur.

Devrimci düşüncenin yalnız değiştirme iradesine değil, korunması gerekeni koruma ahlakına da ihtiyacı vardır.
Hukuk da insanı doğanın sahibi olarak görmek zorunda değil. Ekvador Anayasası doğayı hak öznesi kabul ediyor; Bolivya bugünkü ve gelecek kuşaklarla diğer canlıların çevre hakkını birlikte güvenceye alıyor; Kolombiya Anayasa Mahkemesi Atrato Nehri’ni korunma, muhafaza ve onarım haklarına sahip bir hukuk öznesi olarak tanıdı.[4] Türkiye’de de içinde yer aldığım Ekolojik Anayasa Girişimi 2011’de insan merkezli anayasa yerine yaşam ve ekoloji merkezli bir anayasa önermiş, doğanın hak öznesi olmasını tartışmıştı.[5]
Başka bir dünya arıyorsak demokratik, sosyal ya da sosyalist cumhuriyet dediğimiz şeylerin gündelik hayattaki karşılığını da tarif etmek gerekir. İşyerinde kim karar verecek? Ne üretilecek? Çalışma süresi ne kadar olacak? Sağlık, eğitim, barınma, su ve enerji hak mı, meta mı olacak? Bilgi kimin olacak? Bir ormanın madene açılmasına kim karar verecek? İnananla inanmayan, farklı kimlikler ve farklı hayatlar hangi hukuk içinde eşit yaşayacak?
Komünizm de yalnız uzak geleceğin adı olmak zorunda değil. İnsanın insan üzerindeki tahakkümünün, hayatın para karşısındaki bağımlılığının ve zorunlu emeğin ne kadar azaltılabileceğini bugünden soran bir perspektif olarak düşünülebilir.
Başka bir dünya hazır bir yerde bizi beklemiyor. Onun bilimini, hukukunu, ekonomisini, kültürünü, ahlakını ve insan ilişkilerini aramak gerekiyor. İnsanlara yalnız neye karşı olduğumuzu anlatırsak öfkeyi paylaşırız. Nasıl yaşayabileceğimizi de gösterebilirsek umudu paylaşmaya başlarız. Mümkün diyorsak, nasıl mümkün olabileceğini de konuşabilmeliyiz.
Dipnotlar
[1] Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), “Devletlerin Seks İşçilerinin İnsan Haklarına Saygı Gösterme, Bu Hakları Koruma ve Yerine Getirme Yükümlülüklerine İlişkin Politika” (Policy on State Obligations to Respect, Protect and Fulfil the Human Rights of Sex Workers), 26.05.2016. Örgüt, yetişkinler arasındaki rızaya dayalı seks işçiliğini insan ticareti ve zorlamadan ayırmaktadır. https://www.amnesty.org/en/documents/pol30/4062/2016/en/
[2] Dünya Sağlık Örgütü – DSÖ (World Health Organization – WHO), “Cinsel Sağlığın Tanımlanması” (Defining Sexual Health). DSÖ, cinsel sağlığı olumlu ve saygılı cinsel ilişkiler, güvenli ve haz veren deneyimler ile zorlama, ayrımcılık ve şiddetten özgürlük çerçevesinde tanımlar; cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliğini cinselliğin kapsamına alır. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu – UNFPA (United Nations Population Fund), “Bedensel Özerklik” (Bodily Autonomy), 2021. https://www.who.int/teams/sexual-and-reproductive-health-and-research/key-areas-of-work/sexual-health/defining-sexual-health ; https://www.unfpa.org/publications/bodily-autonomy-cornerstone-achieving-gender-equality-and-universal-access
[3] Yatağan için bkz. “Yatağan Kömür Yakıtlı Termik Santralinden Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Kontrol Altına Alınmasının Sağlık Yararlarının Tahmini” (Estimation of the Health Benefits of Controlling Air Pollution from the Yatağan Coal-Fired Power Plant), Çevre Bilimi ve Politikası (Environmental Science & Policy), 2011, 14(8), s.1113-1120. Akkuyu için bkz. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı – UAEA (International Atomic Energy Agency – IAEA), “Türkiye Entegre Düzenleyici İnceleme Hizmeti Misyonu Nihai Raporu” (Integrated Regulatory Review Service Mission to Türkiye, Final Report). https://doi.org/10.1016/j.envsci.2011.05.014 ; https://www.iaea.org/sites/default/files/documents/review-missions/final_irrs_report_turkiye.pdf
[4] Ekvador Anayasası, 2008 (2021 değişiklikleriyle), m.71-74; Bolivya Anayasası, 2009, m.33-34; Kolombiya Anayasa Mahkemesi (Corte Constitucional de Colombia), T-622/16, Atrato Nehri Kararı. https://www.constituteproject.org/constitution/Ecuador_2021 ; https://www.constituteproject.org/constitution/Bolivia_2009 ; https://www.corteconstitucional.gov.co/relatoria/2016/t-622-16.htm
[5] Mahmut Boynudelik (ed. / editör), Ekolojik Anayasa, Yeni İnsan Yayınevi, İstanbul, 2011; Ekolojik Anayasa Girişimi, 15 Mayıs 2011 Ekolojik Anayasa Konferansı.
